BEN İLK KEZ ECEVİT’İN MİTİNGİNDE KAYBOLDUM

çocukken ilk kez Ecevit’in Tokat mitinginde kaybolmuştum biliyor musun? Galiba 10-11 yaşlarındaydım. Babamın öğretmenlik yaptığı Şenköy’den miting için Tokat şehir merkezine gelmiştik. Köyde bir aile hariç herkes CHP’liydi.

Hatta bir seçimde (sanırım 1977) tüm köy oyunu CHP’ye vermişti de herkes hayret etmişti. Bu sonuçta benim parmağım olduğu öğrenilince CHP il başkanından milletvekillerine beni kutlamayan kalmamıştı. Her “Erdinçciğim bi daha anlatsana yılların A’Plisi Koca Ali’yi nasıl CHP’ye oy vermeye ikna ettin?” sorusuna heyecanlı heyecanlı yanıt verişimi hala unutmam. Aslında köyün zenginlerinden Ali amca, benim çocuksu ve masum “Ali amca bu seçimde CHP’ye oy versene” isteğimi kırmamış, daha sonra başına gelecekleri, AP’den yiyeceği fırçaları da göze alarak tüm ailesine CHP’ye oy verdittirmişti. “Baban yıllardır ister durur ama başaramadı, sen beni yüreğimden vurdun kerata” demeyi de ihmal etmemişti.
Ben ilk kez Tokat’ta Ecevit mitinginde kayboldum biliyor musun? Daha önce de birkaç kez gelmiştim Tokat’a ama o gün sanki Tokat nüfusü 5-10 belki 100 katına çıkmıştı. En çok da “Ne ezilen ne ezen, insanca hakça bir düzen” sloganı etkiliyordu beni. Babam ilkokulun müdürüydü. Evimiz okulun bitişiği, yani lojmandı. Teneffüs aralarında eve girip, gizli bir operasyonla tüm tatlıları yürütür, bir kısmını mideye indirirken çoğunu da yoksul arkadaşlarıma dağıtırdım. çok yaramazdım ben çok. Annem misafirlerine tatlı sunmak üzere tenceresine uzandığında içinin boşaldığını görür, bu işte benim parmağım olduğunu hemen anlardı. Misafirlerine çayın yanında tatlı yerine hazır birşeyler sunar, hamur işlerindeki hünerlerini gösterememenin hüznünü yaşardı.
Tokat’ta Ecevit mitinginde kayboldum ilk kez biliyor musun? CHPli bir öğretmenin çocuğu olarak CHP’nin hangi ilde kaç milletvekili çıkardığını ezbere biliyordum. Hatta seçimlerdeki milletvekili çıkarma olasılıklarını kalem kağıt alarak hesaplıyor, CHP’nin tek başına iktidar olma umutlarımı koruyordum. Umudumuz Ecevit’ti. Karaoğlandı. O gün, kaybolduğum gün Tokat kalesine kocaman “UMUDUMUZ ECEVİT” yazılmıştı. Köylüler de severdi Ecevit’i. Şenköy’deki Koca Ali ve ailesi her nedense geleneksel olarak AP’ye oy verirdi ama onun dışındakiler CHP’den şaşmazdı. Ben o zamanki çocuk kafamla öğretmenlerin CHP için özel çaba harcamaları gerektiğini düşünürdüm. Köyün ve köylünün tarımdan tutun, sağlık sorunlarına ve kalkınmasına değin her alanda bir danışman gibi çalışırdı babam. O zamanlar 6 ok vardı. Babam hala umutluydu, henüz yılmamıştı. Umudumuz Ecevitti. Sanki Bülent Ecevit ve Rahşan Ecevit bizim evin bireyleri gibiydi. Bazen rüyalarımıza bile girerdi. O bizim Ecevit abimizdi. Kolay mı, Kıbrıs’ta savaş kazanmıştı. İstese ya, o herkesi yenerdi.
Sonra? Sonra 12 Eylül geldi. Dostlarının teker teker etrafını boşalttığını gördü. Ben liseye yeni başlamıştım. Ona hala saygıyla ve imrenerek bakar, kıyıda köşede bulduğum yazılarını okur, yabancı radyolarda açıklamalarını dinlerdim. Doğru bildiği yoldan hiç şaşmadı.
DSP adında bir parti kurup da solu böldüğünü düşündüğüm gün galiba üniversite’deydim. çocukluğumun idolu Ecevit artık insan sıcağında bir anı olarak bilinç altıma atıldı. çocukluğumun Ecevit abisi, istese Cüneyt Arkın’ı bile dövebilecek kahramanım benim için o an tarih olmuştu. Artık umudumuz Ecevit değildi.
Herkesin şarkıcı, futbolcu ya da ne bileyim ünlü bir idolü olur gençken ve çocukken. Benim de idolüm Ecevit’ti işte. Hem ben ilk kez Ecevit’in mitinginde kayboldum biliyor musun? Caddelerin insan kaynadığı Tokat’ta tek başıma kalmıştım, ama yine de korkmamıştım. çünkü benim Ecevit abim vardı ve kaybolsam da beni bulurdu. O benim Superman’imdi. Kötülerin korkulu rüyası bir iyilik meleğiydi.
Ben ilk kez ölen bir siyasetçinin arkasından yazı yazdım biliyor musun? Ve ben ilk kez yazımı ağlayarak tamamladım biliyor musun? Halbuki ona çok kızmıştım, yıllar önce beni abisiz bıraktığı için. Halbuki onu defterden sileli çok olmuştu. Sadece DSP’den değil, CHP’den de ümidi kesmiş, artık Türkiye’de bana uygun parti kalmadığına karar vermiştim. İşi gücü her şeyi bırakıp ülkem için destek olmaya gideceğim sosyal demokrat partilerin hepsi umut olmaktan çıkmıştı. Gecekondular ve ezilenler AKP’de umut arar hale gelmişti. Ben de 6 oka sarıldım ama partiler dışında.
Ben Tokat’ta Ecevit’in mitinginde kaybolunca, tanıdık birilerini görüp “Amca ben kayboldum?”demiştim, o da beni babama ulaştırmıştı biliyor musun?
Miting sonrasında Bülent ve Rahşan ecevit çiftini görüp, ellerini sıkmış, onlarla konuşmuştum biliyor musun?
Ben küçükken, daha küçücükken Türkiye’de CHP’nin kalelerini ezbere sayardım. Benim çocukluğumun Robin Hood’uydu aslında Ecevit. Superman kadar güçlü ama Robin Hood kadar adil.
İnsanca hakça bir düzeni ben Ecevit abimden öğrendim. Eskiden umudumuz Ecevit’ti. Artık umudumuz kendimiziz.
Rahat uyu sayın Bülent Ecevit, sen hiç ölmeyeceksin sevgili Ecevit abi.