Geç Kalmış Bir Yorum : Ve Seçimler Bitti

Nihayet seçimler sona erdi ve bizler de biraz rahatladık. Bir taraftan ağzı olanlar konusurken diğer taraftan fikri olanlar da konuşmalıydı belki.

Yabancıların politikaya katılımı ilgimi çektiğinden yıllardır olup bitenleri yakından izlerim. Hatta daha doğru düzgün Fransızca bilmediğim liseli yıllarımda bile yabancıların oy hakkı için mücadele eden platforma katılırdım. Beni o günlerden bilen biri, beni hemen tanıyamamış ya da yas itibari ile ben olmayacağımı düşünerek ismimi görünce sizin ablanız da bizim toplantılara gelmişti dedi. Ben de ablam yok, o bendim deyince bayağı şaşırmıştı. Yaşadığınız toplumun sorunlarına duyarlı olmak için kaç yaşında başladığınız pek önemli değil. Sizi takdir edenlerden çok “aman toplum için bir sey yapacaksın da kim bilecek, bizim toplum anlamaz”, “niye bedava çalışıyorsun”, “komunist mi olacaksın ya da feminist mi olacaksın” diyenler daha çok olsa da, bir şeyleri değiştirelebileceğinizi düşünme hevesi, buna inanmak bambaşka bir duygu.

Bu arada, üniversite yıllarında toplandığımızda Türkiye politikasını çok konusurduk ve bize hariçten katılan bir arkadaşımız “ne çok politika konusuyorsunuz” diye bize kızardı. O, daha çok hoş üniversiteli gençlerin bulunduğu bir ortam olduğu için, toplantılara geliyordu belli ki. Daha sonra yine üniversiteliler olarak, bir dernek kurmak için toplanmıştık. Ben de o dönem, Belçika’da yaşayan Türklerin, yüksek tahsile pek rağbet etmediklerini, daha doğrusu buna yönlendirilmediklerini bildiğimden, en azından okuyanları teşvik etmek gerektiğini düşünürdüm. Ve bu derneğin onlar için iyi bir vesile olacağını düşündüğümden “arkadaşlar göçmen ailelerinin çocuklarını çekmeliyiz, çünkü burada kalıp yaşayacaklar onlar” dediğim için bir arkadaşım bana “göçmenci Leyla” ismini takmıstı. Bahsettiğim bu iki arkadaşım da değişik dönemlerde Belçika politikasında boy gösterdiler. Onun için hiçbir zaman “fontaine je ne boirai jamais de ton eau- çesme suyundan asla içmem” dememek lâzım. Fırsat eşitliği de bazen fırsatçılara daha çok yarayabilir.

Neyse, bütün bunları niye anlatıyorum ki. Şu seçim atmosferinden duyarlı bir vatandas olan bana bile gına gelmişti. Bir de sürekli, “Leyla hanım, kim kazanacak”, şu şöyle aday bu böyle aday diye fikir beyan edenler vardı. Politikacının halk adamı olmasını isteyen toplumun, adayların birçoğunu yeteri kadar vasıflı görmeyişi ilginç bir çelişki. Bir ara yorumlardan ve bana gelen sorulardan o kadar çok bıkmıştım ki “arkadaşlar, zenginin parası züğürdün çenesini yorarmış, bos verin kim seçilecekmiş ya da kaç para kazanacakmış. Hele seçilsinler, onları da diğer politik sorumluluk almış insanlar gibi izler ve eleştiririz. Ne daha çok ne daha az” demistim.

Seçim sonuçları ile ilgili yorum yapmamı istemişti siteden arkadaşlar. Ama zaten Fransızca veya Flamanca bilenleriniz izliyorsunuzdur olup biteni. Diğer yandan hepinizin bildiği gibi Avrupa ülkelerinin Parlementolarına aday olan Türk kökenli politikacılar olduğundan beri Türk basını da olup bitenleri izliyor. Yerel, genel basın adım adım izliyor, yorumluyor, uyarıyor, v.s…

Sonuçlar, daha önceki yazılarımda yaptığım varsayımlara yakın çıktı. Avrupa Parlementosu’na Belçika’dan Türk kökenli kimse seçilemedi. Diger Avrupa ülkelerinden ise Almanya’da sosyalistlerden Vural öger’in secileceği 10. sırada olması itibari ile kesindi. Yeşillerden de Cem özdemir seçildi. Bu arada ne yazık ki Ozan Ceyhun 28. sırada olması itibari ile seçilemedi, çünkü partisinin oyları o kadar sandalye çıkaramadı. Belçika’da daha geniş bir tercih sistemi var ve Brüksel bölge seçimlerinde bunun sonuçlarından en çok yabancı kökenli olanlar faydalandılar. Partiler bu adayları oy çeksinler diye listeye alıyorlar ama genellikle seçilmezlerse de olur mantığıyla yaklasıyorlar. Bunu bilen adaylar da etnik oya oynuyorlar her ne kadar bu herkesi rahatsız etse de. Bir örnek vermek gerekirse, Sosyalist Partisi’nden seçilen 26 milletvekilinin yarıdan çoğu yabancı kökenli ve yine seçilenlerin yarısı tercih oyları sayesinde seçildiler.

17. sıradaki Emir Kır ile 35. sıradaki Emin özkara gibi, 60. sıradaki Fas kökenli Fatiha Saïdi ve 70. sıradaki Fadila Laanan ya da 64. sıradaki boks sampiyonu Gine kökenli Béa Diallo kendi oyları sayesinde milletvekili oldular.

Brüksel parlementosu için 3 Türk kökenli milletvekili çıkabilir demistik, 2 çıktı. Aynı partide olmaları, sosyalist partisinin bu bölgede inanılmaz yükselişi iki adaya da birden yaradı. Emir Kır’ın geçen yıl da seçimlere katılmış olması, bu seçimlerde öne çıkmasını kolaylaştırdı. üstelik bir çok seçmen onun geçen seçimlerde bir kaç oyla federal seçimleri kaçırdığını düşünerek bu sefer ona yoğunlaşmak gerektiğini düşünüyordu. Diğer adaylar da seçilememekle birlikte belediyelerdeki konumlarını pekiştirdiler. Sait Köse bizim politik analiz varsayımlarımızda oldugu gibi oylarını ikiye katladı. Nezahat Namlı ve Halis Kökten de skor olarak önde olmamalarına rağmen Belediye seçimlerinde aldıklarının bir kaç katını aldılar. Ancak sonuçları iyi okumak lazım. Bu oylar bütün Brüksel’den geliyordu sadece kendi Belediyelerinden değil. İki yıl sonra yapılacak belediye seçimleri için aldıkları yerel oylar yol gösterici olacak. Belma Tek’in oyları ise geçen senato seçimlerinde aldığı oylara kıyasla ve açık destek verenler olmasına rağmen oldukça zayıf kaldı.

Flaman listelerinden Brüksel parlementosuna aday olan arkadasların da seçmeni ikna edemediklerini gözlemliyoruz. Bazıları seçmenlerin Flaman listelerini bilgisayar ekranında bulmakta zorluk çektiklerini söylüyorlar. Ancak iyi kampanya yapamamaları ve toplum içinde henüz fazla tanınmamalarının bu sonucu getirdiğini düşünüyorum. 300 küsür oyda kaldılar, halbuki 1000’nin biraz üstünde oy almaları yeterliydi. üstelik SPA-Spirit’ten olanlar için seçmeni yönlendirmek daha kolaydı. Nasıl mı? Flaman listesini seçeceksiniz, önce bizim partiden Fatma Pehlivan’a oy vereceksiniz, ondan sonra da bizim bulunduğumuz listeye tıklayacaksınız, diyeceklerdi. Yoksa Frankofon seçmen için bir o liste bir bu liste, tahsilli insanlar için bile ekranda bunu kolayca yapabilmek zor.

Tekrar Avrupa Parlementosu seçimlerine dönecek olursak, Hollandalı sosyalistlerden Emine Bozkurt’u da kutlamak lazım. Almanya’dan Komünist Partiden Türkiye kökenli Kürt Feleknaz Uça da üçüncü kez Avrupa Parlementosu’nda. Bu arada bir çok gazeteci arkadasımız Finlandiya’da liste başı olan Türk asıllı bir bayanı da nasıl olsa seçildi diye yazmışlar. Ancak Finlandiya’da listeler alfabetik sıraya göre yapılıyor ve tercih oyları belirliyor her şeyi. Ne yazık ki soyadı Can olan bu aday seçilememiş.