22 TEMMUZ ?

Aslında seçimden önce seçimin antidemokratlığından bahsetmek istiyorum. Yüzde on barajı, Türkiye demokrasisi için tam bir trajedidir. Düşünün yüzde 9.9 oy alan bir millet iradesi sistem tarafından dışlanıyor. Gerçi parti liderlerinin keyfi liste oluşumları ne kadar milleti temsileder şüpheliyim açıkcası.

Erdem Resne şuan Türkiye’de ve olayları daha açık gözlemleme şansına sahip ,çirkinleşen siyasetten bahsetmiş, yazısında, Demokrasinin olmadığı bir yerde düzgün siyaset ve siyasetcinin de olamayacağı açık.
Beni endişelendiren bir diğer nokta Türkiye ‘nin içinde bulunduğu yol ayrımı.
Türkiye’de yapılan ulusal halk hareketini meclise girecek partiler ( AKP, CHP , MHP ve belki DP ) ne derece anlayabildi . üzülerek görüyoruz ki , partiler bu mitingleri kendilerine maletseler de yaptıkları söylemlerden kendilerine hiçbir sonuç çıkarmadıkları ortada. AKP tam olarak batı sermayesinin elinde zaten, yani ulusal halk mitinglerinin doğrudan muhatabı konumunda . MHP’nin hala Amerikayla strateji terimini ifadesi ise düşündürücü. DP’yi anlamak zaten imkansız.Tarihi bir hata içerisinde, teröristle masaya oturabileceğini söylüyor.
( terörle masaya oturmak onu meşrulaştırmak anlamına gelir.) CHP ise bütün bu oluşumlardan farklı bir duruşta olasa da malesef ne mitinglerinde ne de listesini oluşturmakta yeterince ulusalcılığa yer vermedi. Uzun lafın kısası bir iki bağımsız aday dışında , birkaç siyasal parti dışında ulusal halk mitingleri, siyasiler tarafından algılanamadı. Bu yol ayrımı meclise girecek partiler için son şanstır aksi taktirde bahsettiğim bağımsız adaylara halk yeni misyonlar yükleyip yeni siyasal oluşumlar yaratıp Demokrasi yoluyla devrimini gerçekleştirecektir. Rahmetli Atilla İlhan’ın defalarca söylediği dip hareketi başlamıştır.
Türk gençliği Mustafa Kemal’in dediği gibi içinde bulunduğu durum ne olursa olsun (kaldı ki Türkiye Cumhuriyeti 1. Dünya Savaşı sonrası bugün içinde bulunduğu durumdan çok daha vahim bir haldeydi) içerdeki hainlerden ve dışardaki düşmanlarından hesap soracaktır.
Benim seçim tahminime gelince, 23 Temmuzda kurulacak yeni meclisin cumhurbaşkanını seçmesi zor. AKP yine mecliste olacak, bilindiği üzere. Erdoğan ABD, AB, Barzani ve benzeri kavramlardaki uzlaşma yeteniğini, mecliste, çoğunluğa sahip olduğun da bile gösterememiştir.
Türkiye’yi uzun bir demokrasi sınavı bekliyor burası kesin. Sonuç olarak, nihayetinde Türkiye bu sınavı da başarıp , ekonomisini gerçek anlamda kuracak ve yabancı sermayenin jandarmalığını bırakıp milli sermaye oluşumunu gerçekleştirecektir. öncelikli yapılması gereken budur. Diğer sorunların çözümü, tam bağımsız bir Türkiye’nin inşasıyla kolayca halledilebilir. Tam bağımsızlık ancak , milli sermaye , milli eğitim , milli güvenlik kavramlarının tamamının gerçekleştirilmesiyle oluşturulabilir.
Sandık başina giden insanlar bu niyetlerde olurlarsa Türkiye için güzel günler yakındır.
Seçimler ülkelerin demokrasi bayramlarıdır. Bayramınız kutlu olsun.
22/07/2007, Cüneyt Tamoğullarıi>