Güler misin ağlar mısın?

Birkaç yıl önce, Belçika’da adamın biri, çocuk parası kurumuna gidip, içi bir tomar para dolu bir zarfı vermek istemiş. Yarım yamalak diliyle bu parayı iade etmesi gerektiğini söylüyor ve almaları için ısrar ediyormuş. Anlamış olduğunuz üzere adam bizim memleketten. Yaşı kemale ermiş bir amca. Ancak bu uyanık amca, parayı iade etmesi gerektiği dışında anlaşılır bir açıklama yapmadığından, bunadığını falan zannedip adamı geri çevirmişler.

Şimdi işin aslı nedir diye merak ediyorsunuz. Anlatayım. Bildiğiniz gibi Belçika Avrupa ülkeleri arasında sosyal adaleti iyi kötü oturtmuş bir düzene sahip. İşsizlere işsizlik parası, gelirsizlere sosyal yardım gibi ödeneklerin yanı sıra her aileye çocuk başına 18 hatta bazı şartlarda 25 yaşına kadar aylık çocuk parası ödeniyor. üstelik çocuk sayısı arttıkça ödenen miktar da zamlanıyor. çocuk sayısı Türkiye ortalamasından yüksek olan Türkiye kökenli göçmeler için bu ödenek önemli bir gelir kaynağı teşkil ediyor. Bu uyanık Anadolulu da alması gereken çocuk ödeneğinden fazlasını yıllarca almış. Bile bile mi kuru mu dolandırmış yoksa kendi aleyhine olan bir yanlışlığa mı “göz yummuş” bilmiyorum. Diyeceksiniz ki, adam durumun bal gibi farkında, bile bile yapmış olmasa niye yillar sonra parayı iade etmeye gitsin. Madem durumu düzeltmek istiyor neden daha önce iade etmemiş diyeceksiniz. Bir nedeni var tabii. Bu para, O amcaya zamanında hem memleketten hem buradan mal mülk almak için lazımmış. Eee ununu eleyip eleği duvara astıktan sonra Hacca gitmek farz olmus. Bu vebal ile Hacca gitmek istememiş. Deyim yerindeyse bütün hatalarından arınmış olarak bu kutsal görevini yerine getirmek istemiş. Hac biraz da hakkın rahmetine erişmeden önce bir ölçüde inzivaya çekilerek dini vecibelerin yerine getirilmesi için dünyevi meselelerden uzaklaşmanın bir başlangıcı. Peki vicdanınızı rahatlatmak için kendi kendinize bulduğunuz bir yöntemle suçunuzu telafi edebilir misiniz? Birilerinin size hakkını helal etmesi gerekmez mi? Yoksa bazılarının dediği gibi “domuzdan ne kadar kıl koparsan kârdır” diye düşünmek caiz midir?

Bu olayı duyanlardan bazıları “parayla hayır yapsın, ne diye geri götürmüş ki” diye tepki gösterdiler. Peki çalınan çırpılan haksız kazançtan hayır olur mu?

Bu olay gibi çok ilginç hikayeler var. Bazılarını paylaşmak isterim. Ama bir o kadar da temkinliyim. Yazılarımızı takip edenlerden, Türklerin işi gücü dalavere sonucunu çikaranlar olsun, ırkçılara fırsat versin istemem.

Ama kabul edin, bazı olaylar Nasreddin Hoca ve Aziz Nesin’i bile aşıyor.

13/12/2009, Leyla Ertorun (Binfikir gazetesinin Kasım sayısında yayınlanmıştır.)