Brüksel, Şekerim

Brüksel. Avrupa Birliği’nin başkenti, NATO’nun, Avrupa lobilerinin merkezi. Ama Brüksel aynı zamanda, çikolatası, danteli, wafel’i, midyesi, tarihi meydan Grand-Place’i, işeyen çocuk Manneken Pis’i ile ünlü, Belçika’nın iki toplumu, Valonlar ile Flamanlar arasında paylaşılamayan gözdesi, başkenti. Hatta Karl Marx’ın, Victor Hugo’nun sürgünde yaşadıkları şehir.

Görmeyenin hemen gidip göresi, yaşamayanın keşke yaşayabilesi geliyor.

Bir kaç yıl önce yine yazmıştım bu şehir ile ilgili, Brüksel, güzelim, diye.

2010 yılının ilk yazısını yine bu Afet’e ayırmamın nedeni, bu kadar çekiciliğine ve çekis noktası olmasına rağmen, en nihayet 40 yıl sonra nüfusunun 1 milyonu geçerek son yüzyılın rekor rakamını oluşturması. Diğer nedeni, biraz buruk, biraz hüzünlü. Yoksulluk. Avrupa’da yaşadığımız ekonomik krizin, kara kışın burada da en zayıfları derinden vurması. Düşünebiliyor musunuz, zenginliğin, bolluğun olduğu bir yerde, sokakta yaşayan insanlar olması ve bu evsiz barksızlardan her yıl bir kaç tanesinin soğuktan ölmesi.

Belçika’da vatandaş işini kaybetmişse işsizlik sigortası, hastaysa malul ödeneğinden, hiçbir hakkı yoksa insanlık onurunu korumak kaygısıyla öngörülmüş asgari sosyal ödenekten yararlanabiliyor. Sosyal adaletin en düzgün olduğunu sandığımız bir yerde, her marjinal kesim yaşamı iyi kotarmıyor. örneğin burada yaşayan Türk toplumundan birçok insan da bu haklardan yararlanıyor, hatta bazı ailelerde iki, üç kuşaktan beri. Ve bunu hiç kendine dert etmiyor. Sosyal basamağın neresindeyim, bulunduğum toplumda önümü nasıl açabilirim, demiyor. Halbuki sokakta yaşamayı “seçen” vatandaş, herhangi bir yerde ikamet etmediğinden bu haklardan faydalanamıyor. Zaten çoğu kez de sosyal yaşamdan kendini soyutladığı için böyle bir “seçenek” içine düşüyor.

Brüksel’in nüfusunun çoğalmasının iki ana nedeni var. Biri, yabancı asıllı genç toplumunun dinamik olması, aile birleşimi ve doğum oranının yüksek olması. Diğeri, Avrupa ülkesi vatandaşlarının buraya yerleşmesi veya Avrupa Birliği kurumlarında çalışmaya gelmesi. Nüfusun iki farklı yapıyla yükselmesi, kiraların yükselmesini ve geçim zorluklarını beraberinde getiriyor.

4 Brükselli’den 1’i yoksulluk sevisinde yaşıyor. 2 Brükselli’den 1’i ortaokula en az bir yıl gecikmiş olarak başlıyor. Bu gençlerin birçoğunu yabancı asıllılar oluşturduklarından, bu çocukların en azından üçte birinin ailesinin bir işten geliri olmadığını söylersek şaşırmazsınız herhalde.

Ancak bütün bu olumsuzluklara rağmen, böyle kozmopolit şehirler çekim merkezleridir aynı zamanda. önümüzdeki yıllarda, bir Barselona çekiciliğinde, bir İsviçre başşehri rahatlığında, Brüksel’de buluşmak üzere.

19/01/2010, Leyla Ertorun