Gurme misiniz, Gurman mısınız?

Yıllar önce bir arkadaşım, üniversiteye başladıklarında kız tavlama yollarını ararken başlarına gelen komik bir durumu anlatmıştı. Bir başka bölümde estetik dersi olduğunu görüyorlar ve bu derse katılanlar genellikle kız öğrencilerdir diye hemen katılmaya karar veriyorlar. 18-20 yaşın heyecanı ve hormonların tırmandığı bir dönem. Eee bir de ne kadar da olsa Avrupa kızları kız-erkek ilişkilerinde Türkiye’deki kızlardan daha rahattırlar ön düşüncesiyle kendilerini derse atıyorlar. Etrafa şöyle bir göz attıklarında, öğrenci profilinin fazla bekledikleri gibi olmadığını görüyorlar. Hocanın da daha çok binalardan falan bahsettiğini görünce, bu estetik dersinin, güzelleşme alanındaki kozmetik estetikle hiçbir alakası olmadığını farkediyorlar. Meğer ders sanat tarihi ile ilgiliymiş.

İnsan geliştikçe estetik duygusu artmış, tat alma duygusu gelişmiş. Giyinirken sadece örtünmeye, soğuktan korunmaya değil, kendini güzelleştirmeye de özen göstermiş. Dünyanın sayılı hükümdarları anıt mezarlar, camiler, tapınaklar, kiliseler, saraylar, konaklar yaptırırlarken zamanlarının en iyi mimarlarıyla güzel izler bırakmaya çalısmışlar. Bazıları yaptırdıkları eserin aynısı başka yerde yapılmasın diye, çalıştırdıkları köleleri iş bitince denize dökmüşler.

Estetik kaygısı olmasaydı, peyzaj mimari diye bir şey olmazdı. Moda, haute couture, tasarım estetik kaygısı yüksek alanlar. Son yıllarda yemek yapma merakı dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de arttı. Artık bir yemeğin lezzetinin güzel olması yetmiyor, göze de hitap etmesi gerekiyor. Gereksinimlerimizi hallettiğimizde, maddi durumumuzun elverdiği ölçüde iyi ürünler almaya çalısıyoruz. Bazılarımız dürüm yemeye, bazılarımız trüflü/domalanlı makarna yemeye gidiyoruz. Kimimiz gösteriş ya da aidiyet kaygısına göre hareket ederken kimimiz de hayatın tadını el emeği verilmis bir takıda, ayrıcalığı olan bir yemekte arıyoruz. Fransızca’da yemek yemeyi sevenlere gourmand, ağzının tadını bilenlere gourmet denir. Mutfağın as’ı Fransızlar olduğu için bu kelimeler diğer dillerde de orijinal haliyle kullanılır. Dünya mutfakları arasında üçüncü farzedilen Türkler’in maalesef birçoğunun daha çok fırın ekmek yemesi lazım. Enginardan anlamıyorsan, kuşkonmazı bilmiyorsan, balığın sadece kızartılmışını yiyorsan, Osmanlı mutfağını iki kebaptan ibaret sanıyorsan, arkadaşım sen gurme değil, gurmand bile olamazsın. Amerika’da böyle bir şey bilmeden bilgiçlik taslayanlara, nouveau riche diyorlar, yani yeni zengin, tabiri caizse sonradan görme. Tek tesellimiz Avrupa yolunda bunların milli geliri yükseltiyor olması.

07/04/2010 Leyla Ertorun (Binfikir Gazetesi’nin Mart 2010 sayısında yayımlanmıştır.)