Avrupalı Türkler Aptal mı? II

…Ancak bireylerin her şeye rağmen gösterdiği bu gelişimi gerek o ülkelerdeki medya gerek Türkiye medyası gösterememiştir. Türk medyasına gelince, gazetelerin bir Türkiye’deki baskısına bakın bir de Avrupa baskısına. Sanki Avrupa baskısı, bilgi düzeyi, zeka düzeyi düşük okurlar için hazırlanmıştır.

Bu televizyon kanalları için de aynı. Hatta daha felaket. Reklamlar aynı değil, program akışı aynı değil. Ya içerik rezalet, ya teknik. “Gurbetçileri” pohpohlamak için bir de ” Avrupalı Türkler ” kavramını kullanmıyorlar mı ?

Bence kumbara Türkler daha uygun olurdu. Niye mi? Niye olacak, herkes, onlardan uyumlu olmalarını Türk’ün ve Türkiye’nin imajini bozmamalarını; devleti döviz yollamalarını; anası, babası mal mülk almasını, oğlan kardeşi düğününü yapmasını; kızkardeşi çeyizini almasını ister.

Bu kadarla bitmez, eniştesi sermaye ister, ablası yeğenini istek yapsın O’nu da kurtarsın ister, komşular akrabalar herkes bir şey ister. Ama kimse Avrupa’ya para kazanmaya geldiğini ama adam gibi de bir hayat sürme özlemiyle de geldiğini hatırlatmaz. çoluğunu çocuğunu okut orada lâzım olmazsa burada çok işe yarar demez. Velhasıl, herkesin derdi paradır. Eğer Türk medya organları da Avrupa ülkelerinde matbaa, temsilcilik, ofis açıyorsa bunu hizmet aşkından değil, alım gücü olan bir Türk-“gurbetçi” topluluğunun oluşturduğu pazar payıdır.

Eğer ben bugün bütün zorluklara rağmen bir anten diktirmeyi başarmışsam bunu Türk kanallarını izlemek için yapmışımdır. Yoksa bu kanalların Avrupa seyircileri için yayın içeriği uyarlanmış olanlarını değil. Her ne kadar, içeriği eleştirilebilir olsa da ulusal kanalların bir çoğunun yayın kalitesi iyi. Mâlum özel televizyonlar reklama mecburlar. Zaten bildiğiniz gibi reytingi bol diziler, sayısız reklam aralarından ancak üç saatte bitebiliyor. Ama inanın Avrupa yayınlarında verilen araları, yerel reklamlari, olur olmaz programlari izledikçe, “gerçek” reklamları özlüyorum. Bazı içeriksiz, uyduruk programları izlemektense Türkiye’de yayınlanan reklamları izlemeyi yeğlerim. Avrupa’da yayınlanan “gurbetçilere” yönelik birçok programın kanalın yayın politikasi ile hiçbir alakası olmadığını, böyle programlara hiç bütçe ayrılmadığını biliyor muydunuz? Böyle olduğu için programı yapan bu işi bilir mi, tecrübesi var mı, diksiyono düzgün mü diye kimse kaygılanmıyor. Zira bu programları yapıp sunanlar, maddi olanakları kendileri yaratıyor, sponsorları kendileri buluyorlar. Hal böyle olunca bu programlarda bizim özlememimizi cevaplamadığı gibi, teknik açıdan yerel program kalitesindedir.

Ey Avrupa’daki Türk toplumu, UYAN ARTIK.. Sen uyanmazsan kimse seni adam yerine koymayacak ve sırtına binmeye devam edecek. Senin de gücün var, baskı grubu oluşturma olanağın var. Kapat bu kanalları birkaç gün protesto amaçlı, örgütlü bir şekilde. Bak gör neler değişiyor!

15/06/2010, Leyla Ertorun – Binfikir Gazetesi Mayıs 2010 sayısında yayınlanmıştır.