Avrupa Birliği hala kaplumbağa hızında

Diğer kurumlarla birlikte değerlendirmeliler ve gerekirse bu kurumun dinamikleşmesine diğer kurumlar zorlayıcı olmalılar. Barroso’ya çıkarılacak faturada sonucuna ortak katlanılmasıgereken bir sonuç.

Avrupa Birliği’ni oluşturan kuruluş yarım asırı çoktan arkada bırakmasına, “büyümesine” daha doğru genişlemesine rağmen bir türlü ağırlığını ortaya koyamıyor.

Geçen hafta Avrupa Birliği(AB) Komisyonu başkanı José Manuel Barroso geleneksel konusmasını yaptı. 535 milletvekilinden sadece 100’ü ve komiserler vardı. Bu dönem Barroso’nun son görev yılı. önümüzdeki yıl Mayıs Avrupa Parlementosu seçimleriyle birlikte Komisyon, Parlemento ve Konsey başkanlarının görevleri de son bularak yenileri seçilecek. Son görev dönemi olduğundan mıdır nedir, görünen o ki beklentiler yüksekmiş. Kamuoyunda çok fazla eleştiri aldı. Yeni bir şey yok, çok teknik, çok sönük diye. Hatta bir medya kurumu ” sönük başkanın, sönük konuşması ” diye başlık attı.

Komisyon zaten teknik bir kurum. AB’nin bel kemiği ancak AB’nin gelişiminde Komisyon’un etkisini azaltarak Avrupa Parlementosu’nun ve Avrupa Konseyi’nin yetkisi artırıldı. Böyle de olması gerekiyordu zira alınacak kararlara, çizilecek yola politik sorumluluk imzasını atmalı.

2009’da binbir güçlükle yürürlüğe giren Lizbon anlasması, kabul edilmeyen Avrupa anayasasının temelini koruyordu yine de. çifte çoğunluk ve nitelikli çoğunluk oylama sistemi kararların alınmasını kolaylaştıracaktı. Dayanışma ve işbirliğinin ulusal politikaların önüne geçeceği , küresel sorunlarla mücadele edebilecek, dünyadaki gücünü artıracak bir Avrupa Birliği hedefleniyordu. 13 Aralık 2007’deki AB zirvesinde Lizbon anlaşmasına imza atan liderlerin ve sorumluların paylaştıkları temenniler arasında kurumsal sorunlardan uzaklaşarak daha çabuk hareket edebilecekleri, içerde etkin dışarda güçlü bir Birlik umudu vardı.

Komisyon başkanı Barraso’nun konuşmasının sönük bulunmasının en büyük nedeni yeniliklerin olmayışı idi. Burada Barroso’yu savunmaksızın Komisyonun zaten teknik bir kurum olduğuna tekrar dikkat çekmek isterim. Diğer kurumlarla birlikte değerlendirmeliler ve gerekirse bu kurumun dinamikleşmesine diğer kurumlar zorlayıcı olmalılar. Barroso’ya çıkarılacak fatura da sonucuna ortak katlanılması gereken bir sonuç. İlk dönem başkanlığından sonra tekrar aynı göreve devam etmemeliydi. Zira 9 yıldır görevde ve sağın belirlediği bir başkanla sol devam etmemeliydi.

önümüzdeki Mayıs Avrupa Parlementosu seçimleri bu anlamda çok önemli. Genel olarak sola bakanların ve ulusal çıkarları öne çıkarmadan, çoğunluğun ortak çıkarları için birlikte hareket edeceği bir Parlementoya ihtiyaç var. Politikanın görevi de öngörmekten geçtiğine göre birlik olmanın verdiği güçle hem ekonomik krizi aşacak kararlar, katılımcı demokrasiyi destekleyen yaptırımlar, çevre ve sürdürebilirlilik gibi kavramların uygulanması artık geciktirilmemeli. Dış politikada tavır almalı. Yoksa yeni dünya düzeninde sivrilen güçlerin yanında, dış politikası bile olmayan bir Avrupa Birliğini kimse ciddiye almaz.

13/12/2013, Leyla Ertorun, Binfikir Gazetesi Eylül 2013 sayısı köşe yazısı