SOSYALİZM ZENGİNLERE Mİ YARIYOR?

Seçimlerden 6 ay sonra Belçika Federal Hükümeti’nin oluşumu ve katı kararlar alacağını açıklaması tansiyonu yükselttikçe yükseltti. Sivil toplum örgütleri, sol partiler, sendikalar hükümetin aşırı sağcı ortağının iki milletvekilinin iç işleri ve mültecilerden sorumlu bakan olmasını eleştirdiler. Zira bu iki bakanın hem söylemleri hem de eski nazi işbirlikçileri ile olan ilişkileri endişe vericiydi. Her şeye rağmen, hatta belki de bu yüzden muhalefet partisi PS’in ısrarlı çağrılarına rağmen başbakan Charles Michel ortağı NV-A’yı hizaya çağırmadı.

Bu hükümetin alması gereken, krizi atlatma kararları var. Yalnız bu kemer sıkma politikalarını çalışandan ve çalışamadığı için bir takım hakları’ olanların üzerinden yapıyor. örneğin “index” dediğimiz maaşa yapılan yıllık asgari zam yapılmayacak. Bu zam enflasyonu karşılamak için öngörülmüş. Emeklilik yaşı 67’ye yükselecek, emeklilik maaşını çalışılmış yıllar etkileyecek. Yani ‘malul veya işsizlik’ maaşı alanları etkileyecek. Bu ocak ayından itibaren eğitim sonrası iş bulana kadar ödenen işsizlik ödeneği, eşlerin aile şefi olmayanı, yarım gün çalışıp üstüne ek işsizlik ödeneği alanlar bütün bunlardan mahrum olacaklar. 35.000 kişiden bahsediliyor ve başkent Brüksel’de en çok Schaerbeek ve merkez Brüksel belediyelerinde oturanları etkileyecek.

Bu arada hükümet şirket vergilerini ve özellikle eleman alımını kolaylaştıracak maddi önlemlerle şirketleri rahatlatmayı planlıyor. Böylece şirketlerin istihdam yaratacağını iddia ediyor. Ancak ne büyük şirketlerin vergilendirilmesinden ne de varlık vergisinden söz edilmiyor. Halbuki yükü orta sınıfın, çalışanlar ve küçük orta ölçekli şirketlerin çektiğini herkes kabul ediyor. Ancak 40.000 gencin işsiz oturduğunu düşünürsek emeklilik yaşını yükseltmenin kimseye faydası yok. Zaten gerçekte sadece küçük bir kesim tam kariyer çalışıyor. Diğerleri ya ağır işten çıkmış malul maaşı, işsizlik maaşı alıyor veya erken emekli. İşgücü konusunda Belçika Avrupa’nın en masraflı ülkesi çünkü hem çalışanın hem işverenin ödediği kesintiler çok. Bu sayede sosyal güvenlik sistemi ayakta duruyor. Ancak bundan hem işverenler hem çalışanlar şikayetçi çünkü ele geçen net maaşlar diğer Batı Avrupa ülkelerine göre düşük.

Hükümetin geri adım atmamasına sendikalar, ortak eylem üzerine eylem yaparak cevap veriyorlar. Hatta sosyalist memurlar sendikası finişe kadar devam dedi. PS, PTB partileri aktif şekilde desteklerken diğer muhalefet üyeleri de parlementodan destekliyorlar bu karşı çıkışları. 100 yıllık mücadelenin sonucu kazanılmış sosyal haklara dokunulmasın, para olan yerden yani büyük sermayeden ve daha çok kazanandan alınsın, diyorlar.

Bu arada, Owen Jones’un kitabından okuduğum alıntılarından bahsetmek isterim. Le Monde Gazetesi “sosyalizm zenginlere var” diye başlık atmış makaleye. Medyanın bile büyüme üretenleri yani özel sektörü sanki modern zamanların kahramanları gibi gösterdiğini, halbuki devletin onların hizmetine sunduğu altyapı olmasa bunu nasıl yapacaklarına, vurgu yapıyor. Devletin yolları, dağıtım ağı, hatta ARGE’ sinden yararlanıyorlar. Bir çok ülkede demiryolları, postane hizmetleri, vs. devlet tarafından kurulmuştur. özel sektöre geçtiklerinden beri bu sektörlerde hizmet hiç de iyileşmemiştir. Blakis daha çok kazanmak adına kaliteden ödün vermişlerdir.

Biyomedikal araştırmalar çoğunlukla devlet hibeleri alırlar. Biliyor muydunuz, internet, google bu hibelerle yapılan araştırmalar sonucunda geliştirilmiş buluşlardır. Hele birçok ülke tarafından kurtarılan bankalar. Owen Jones haklı ‘sosyalizm zenginler için, kapitalizm diğerleri için’ diyor.

02/01/2015, Leyla Ertorun, Binfikir Aralık 2014 sayısı köşe yazısı