Ruhi acikgoz2

Açıkgöz : Türkiye Avrupalı Türklerin son sığınağı, bu manevi borcu ödemek için herkes sandığa gitmeli

Binfikir olarak referandum nedeniyle Türkiye’deki siyasi partilerin Belçika’da temsilcilikleri olan Ak Parti, CHP Belçika Birliği, Belçika Türk Federasyonu (MHP), HDP Belçika Temsilciliği ve Saadet Partisi Belçika Temsilciliği ile referandum özel röportajları yaparak, sizler için referandum yazı dizisi hazırladık. Bugünden itibaren yayınlamaya başladığımız bu yazı dizisinde tüm temsilcilere ; ‘referandum kampanyalarını Belçika’da nasıl organize ettiklerini ve Belçikalı Türklerin referandumda neden sandığa gitmesi gerektiği ile neden EVET ya da neden HAYIR demesi gerektiğini » sorduk. Partilerin büyüklük sırasına göre sunacağımız bu dizide ilk olarak Ak Parti Brüksel temsilcisi Ruhi Açıkgöz’ün sorularımıza cevaplarını yayınlıyoruz :

 Ak Parti olarak Belçika’da nasıl bir referandum kampanyası düzenliyorsunuz ?
Her seçimde Avrupa’da genel bir organizasyonunu yapmak için bir Yurtdışı Seçim Koordinasyon Merkezi oluşturuyoruz. Bu referandum sürecinde de merkezi Köln’de bulunan Yurtdışı Seçim Koordinasyon Merkezimiz var ve başında da İstanbul Milletvekilimiz Mustafa Yeneroğlu var. Mustafa bey, Avrupa’da UETD başta olmak üzere kimi sivil toplum kuruluşlarımızla temasa geçerek vatandaşlarımızın yoğun yaşadığı yerlerde seçim koordinasyon merkezleri kurdular. Bunlar özellikle konsolosluklarımızın bulunduğu bölgelerde oluyor. Belçika’da da Brüksel ve Anvers Konsolosluklarımız olduğu için Brüksel ve Anvers Seçim Koordinasyon Merkezleri kuruldu. Tabi bir de hepsinin çalışmalarını koordine eden Belçika Seçim Koordinasyon Merkezimiz var.  Brüksel ve Anvers,  Avrupa Seçim Koordinasyon Merkezinin resmi Belçika Seçim Koordinasyon Merkezleri konumunda. Ancak bunların dışında da Charleroi, Liege, Gent gibi şehirlerde de UETD ağırlıklı olmak üzere bize yakın sivil toplum kuruluşları aracılığıyla AK Parti adına çalıştıkları bir organizasyon var. Biz bunlara da seçim koordinasyon merkezi diyoruz. Burada amacımız bizim Ak Parti olarak bu referandumla ilgili görüşlerimizin vatandaşa doğru aktarılmasını sağlamak.
Bunun için ev ziyaretleri yapıyorlar, sokaklarda dolaşarak esnaf ziyaretleri yapıyorlar, hazırlamış olduğumuz broşürlerimiz var onları ya vatandaşa doğrudan iletiyorlar ya da posta kutularına atıyorlar.  Bu broşürleri, Türkçe 300 bin adet, İngilizce ve Fransızca olarak da beşer bin adet bastırdık. İngilizce ya da Fransızca olan broşürleri hem burdaki yerli halkın da anlaması için hem de burdaki 3., 4. Kuşak vatandaşlarımız için hazırladık. Çünkü onlar yaşadıkları ülkenin diline daha çok hakimler. Son olarak da  Avrupa’da bakanlarımız, milletvekillerimiz farklı şehirlere gelerek vatandaşlarımızla bir buluşma düzenleyip Ak Parti’nin düşüncelerini anlatıyorlar. Seçim koordinasyon merkezlerinin düzenlediği bu milletvekili ve bakanla vatandaş buluşmalarına ben de katılıyor ve konuşuyorum. Ak Parti Brüksel Merkezi olarak ‘Siyaset Akademisi’ çalışmalarımız vardı zaten. Ben bu referandum süreci ile birlikte bu siyaset akademisi çalışmalarını,  özellikle Cumhurbaşkanlığı Başkanlık Sistemi’nin anlatılmasına ayırdım.  4 Hafta  sonu boyunca  akdemisyen ya da siyasetçileri, bu anayasa değişikliği çalışmalarında bulunan en yetkin kişileri getirdik.  Bu programa siyasete ilgi duyan herkes katılabiliyor. Sadece Ak Partililere değil, farklı partilerden olanlara da açık. İnternet üzerinden online dersleri de var ve sonunda bir sınav ile de sertifikalarını alıyorlar.

Ak Parti neden bu Anayasa değişikliğini istiyor ve Belçikalı Türkler, bu değişikliğe neden ‘EVET’ desinler?
Burada murad edilen şu : Türkiye’nin birliği meselesi.  Biz burda bir beka meselesini çözmek istiyoruz. Türkiye’nin bekasını tartışılmayacak şekilde arkasına bir güç koyarak sorunu çözmek istiyoruz. Bunun da en az %50+1 oy alan bir yönetim ya da yönetici ile olabileceğini düşünüyoruz. Şöyle düşünün ; 15 Temmuz’da güçlü bir lider olmasa, 20 partiden oluşan bir koalisyon olsa ne olurdu? Hakikaten Türkiye belki de işgal edilirdi. Yani herkes birbirine düşerdi. Bir sürü bizi kurtarmak isteyen uluslarası kuruluşlar var. Bunun nelere mal olacağını işte  Irak’ta gördük, Suriye’de görüyoruz. %50+1 alan kişi Türkiye’nin birliğini tutar, bu en azından Türkiye’yi bir arada tutacak bir sistem diye düşünüyoruz. Çünkü uzlaşma olmadan, %50’yi geçmeden birinin seçilme imkanı yok. Bu %50’yi bir araya getiren biri de Türkiye’yi ayakta tutar diye düşünüyoruz. Bu siyasi istikrarı getirecektir, ekonomik açıdan önemlidir, zaman kaybı olmaması açısından önemlidir. Yani seçim sonrası koalisyonlar kurulması, pazarlıklar vs. olmadan seçimin bittiği gün yöneticiler belli olacaktır. Hesap soracağımız kişi belli olacaktır. Bugün Recep Tayyip Erdoğan’dır. Yarın başka biri olacaktır ama biz bu sistemi kurarak 20 yıl 30 yıl sonra da %50’nin desteğini almış kişi de, Türkiye’yi ‘bir ve beraber’ tutsun istiyoruz.

Bu değişikliğe Cumhurbaşkanımızın ihtiyacı yok, Türkiye’nin geleceği için gerekli
Zaten Sayın Cumhurbaşkanımızın buna ihtiyacı yok, Anayasa’nın vermiş olduğu geniş yetkileri var ve kurucusu olduğu parti iktidarda. Kendisi güçlü bir liderlik vasfı taşıyor. Bu Sayın Cumhurbaşkanımız’dan sonraki Türkiye için gerekli bir şey. Yani birinci olarak Türkiye’nin birlik beraberliği için ; ikincisi,02/04 istikrar ; üçüncüsü kararların hızlı alınması, dördüncüsü de ; şu anda Türkiye’de kim ne derse desin iki başlı bir yönetim var. Şu anda Hükümet ve Cumhurbaşkanı aynı görüşten olduğu için bir sıkıntı yok ama yarın farklı olursa Türkiye’de karar alınamaz, yaprak kımıldamaz. Bunun muhakkak düzeltilmesi gerekiyor: ya cumhurbaşkanın yetkilerinin sıfırlanması gerekiyor ya da başbakanın. Sayın Ahmet Davutoğlu ile aynı fikirde olmalarına karşın yaşananlar, zaman kaybı oldu. Eğer bu sistem düzeltilemezse karı-koca dahi olsa sorun çıkar. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinden sonra Anayasal yetkileri zaten çok güçlü. Bunu kullanmak isteyen cumhurbaşkanı muhakkak yönetimin içinde olur. Bu sadece Sayın Cumhurbaşkanımız için değil. Hepsi için geçerli. Bu iki başlılığın düzeltilmesi gerekiyor.
“Belçikalı Türkler neden sandığa gitsin? »
Şimdi bunları anlattıktan sonra sizin sorunuzun ikinci kısmına gelecek olursak;  « Belçikalı Türkler neden ‘EVET’ desin, ya da ‘HAYIR’ desin ya da sandığa gitsin? »  Türkiye’nin birliği meselesi : Türkiye bizim son sığınağımız. Bu ülkenin ayakta durması lazım. Türkiye şimdi yeniden tanzim ediliyor. Bu ülkeyle bir bağımız varsa, vatandaşımız, ‘bu yeniden inşaa da benim de bir sözüm olsun’  diyecektir diye düşünüyorum. Bunu sadece ‘Evet’ diyecekler için söylemiyorum. Bizim muhaliflerimizin söylediklerine inanıyorlarsa onun için de sandığa gitsinler. Yarın Türkiye’de bir şeyler değiştiğinde ‘ben neden sandığa gitmedim’ diye düşünmesinler. Herkes sandığa gitmeli,’Hayır’sa da , ‘Evet’ se de gitmeli. Bu birlik ve beraberlik için ve her zaman sığınabilecekleri bir toprak parçası olan Türkiye’ye bu manevi borçlarını ödemek için sandığa gitsinler. Bu ülkeye ortaklar Avrupalı Türkler, Türkiye’de yaşayan biri kadar ortaklar. Bu bilinçle, o ülkenin geleceği ile ilgili bir şey oylanıyor bilinciyle sandığa gitsinler.
02/04/2017, Serpil Aygün