hdp-eyup doru

HDP Avrupa Temsilcisi Eyyüp Doru: Türkiye’de anayasa değişmeli ama parlamentosunun aktif olduğu, güçlerin birleştiği değil ayrıştığı bir sistem getirilmeli

Binfikir olarak referandum nedeniyle Türkiye’deki siyasi partilerin Belçika’da temsilcilikleri olan Ak Parti, CHP Belçika Birliği, Belçika Türk Federasyonu (MHP), HDP Belçika Temsilciliği , Saadet Partisi Belçika Temsilciliği ve Vatan Partisi Belçika temsilcileri ile referandum özel röportajları yaparak, sizler için referandum yazı dizisi hazırladık. Partilerin büyüklük sırasına göre yayınladığımız bu referandum röportajlarında Ak Parti Brüksel Temsilcisi Ruhi Açıkgöz, CHP Belçika Birliği Başkanı İsmet Yılmaz ve MHP’yi temsilen Belçika Türk Federasyonu Başkanı Ömer Zararsız’dan sonra şimdi de HDP Avrupa Temsilcisi Eyüp Doru ile yaptığımız referandum özel röportajını yayınlıyoruz.

HDP olarak Belçika’da nasıl bir referandum kampanyası düzenliyorsunuz?
Biz kampanyamızı buradaki tüm sivil toplum örgütleri, Türkiye’den gelen göçmen örgütleri ve farklı siyasi partilerle ortak oluşturduğumuz bir ‘Hayır Platformu” ile düzenliyoruz. Bunun için sık sık toplantılar yapıp düşünce alış verişinde bulunuyoruz. Ortak planlamalar yapıyoruz. Gerek konsolosluklar nezdindeki temsilcilikler olsun, gerek tek tek ülkelerdeki faaliyetler olsun, ortak yürüyüşler, paneller, toplantılar hepsini ortak düzenledik ve hemen hemen tüm bu çalışmaları bitirdik zaten. Özellikle ‘tek adam rejimine hayır’ yürüyüşleri yaptık. Flyer bastırdık, bunları vatandaşlara dağıtıyoruz. Bundan sonra daha çok seçim organizasyonuna çalışıyoruz. Avrupa’da ikinci partiyiz, Türkiye’de Parlamento’da 3. Parti olmamıza rağmen, Avrupa’da sandık üyeliğine bizi kabul etmediler. Bu tamamen bir haksızlık. Türkiye’de 5 parti sandık üyesi verebiliyor ve Türkiye’de sandık üyesi olmamıza rağmen Avrupa’da sadece gözlemci gönderebiliyoruz. Sandıklardaki gözlemcilerimizin organizasyonunu yaptık. Ayrıca Yüksek Seçim Kurulundan itiraza yetkili HDP temsilcilerimiz de olacak.

HDP Referandumda neden hayır diyor, Belçika’daki Türk vatandaşları neden hayır desin?
Referandum, ne yazık ki anayasa değişikliği ve daha çok bir kişinin, küçük bir zümrenin geleceği için düzenlemiş bir değişiklik. Bildiğiniz gibi bu anayasaya pek çok siyasi parti, kurum, kuruluş ve sendikalar karşı çıktılar. Bu anayasayı değiştirmek isteyenler diyor ki; biz 1980 cunta anayasasını değiştirmek istiyoruz. Biz de 1980 Anayasası’nın değiştirilmesini istiyoruz. Ama anayasalar değiştirilirken tüm toplumu, tüm farklı kesimleri hatta azınlıkların da dahil istekleri dikkate alınarak değiştirilir. Bir örnek vermek gerekirse, biz İspanya’ya çok benziyoruz. Orda Franco döneminde askeri diktatörlük vardı. Ama onların demokrasiye geçiş dedikleri dönemde, 1978’de anayasayı oluştururken, 7 kişilik bir komisyon kurdular. Bu komisyonda tüm farklı kesimlerin temsilcilerini de içine aldılar. Ayrıca tüm toplumun istemlerini de anayasaya aldılar. Örneğin Katalanlar’ın isteklerini, otonom isteyen kesimlerin istemlerini, Basklar’ın istemlerini aldılar. Demokrasiye geçiş anayasası deniliyor. Her ne kadar eksiklikleri olsa da istemeyenler haklarını savundu ya da daha ileriye götürmek için gerekenleri yaptılar. Ama Türkiye’deki istenilen değişiklik 1980 anayasasının da gerisine giden bir teklif. Yargı bağımsız olması gerekiyor, devleti devlet yapan demokratik yapısının en önemli şartı, güçler ayrılığı olması. Ama şimdi Cumhurbaşkanı “ben bütün güçleri ayırmak değil birleştirmek istiyorum ve hepsini de bir tek elde birleştirmek istiyorum” diyor. Şimdi bu tüm güçleri elinde bulunduran kişi yarın delirebilir de. Nasıl tüm toplumun kaderini bir kişinin eline verebilirsiniz? Bunun dışında Türkiye toplumu çok farklı kesimlerden oluşuyor. İçerisinde Kürtler var, Aleviler var, farklı dini kesimler var, Ermeniler var,… Tüm bunların farklı taleplerini içerecek bir anayasa istiyoruz biz. Mevcut anayasa teklifi 1980 anayasasının da gerisine giden, tek kişilik bir diktatör anayasası. İşin ilginç tarafı şimdiki yetkililer Avrupa’ya faşist diyorlar. Ama Amerika’ya bakın, başkanlık sitemi var ama başkanın yetkilerini bir savcı bile sınırlandırabiliyor. Ama bu Türkiye’de mümkün mü? Türkiye’de Erdoğan talimat veriyor, tüm savcılara harekete geçin, yargılayın, tutuklayın diyor. Bu sistem başkanlık sitemi de değil, tek adam yönetimi ve tamamen anti-demokratik bir yapılanma olduğu için biz buna karşıyız. Bu sistem Türkiye’nin sonunu getirecek. Şu anda da zaten ön adımlarını görüyoruz. Türkiye şu anda çevresindeki hiçbir ülke ile barışık değil. Suriye’nin bir bölümünü işgal etti, ne için işgal ettiği de belli değil. Her ne kadar Rusya’nın tüm isteklerini kabul etmişse de Rusya kendisi ile oyun oynuyor. İran ile çatışmalı, Irak’la da geçici bir anlaşma söz konusu ama Irak’ta da askerlerini bulundurduğu için özellikle Kürdistan’da askerlerini bulundurduğu için sürekli bir kriz halinde. Yine Avrupa ülkeleri ile stratejik ilişkileri olan bir Türkiye şimdi nerdeyse tüm Avrupa ülkeleri ile kavgalı durumda. Bu tek adamlık sevdası öyle bir duruma getirdi ki Türkiye’yi, diplomasi alanında bile gülünç duruma düşürdü. Bakanlarına, Başbakanı’na ülkeye giriş izni verilmedi. Daha anayasa seçimlerine gidilmeden bile ülkeyi ne hale getirdiği ortada. Bu Anayasa değişikliğini gerçekleştirdiğinde ne hale geleceğini düşünün artık. Halkların kardeşçe ve bir arada yaşamasını ve tüm değişik fikirlerin kendini özgürce dile getirebilmeleri için biz bu anayasaya karşıyız. Sadece biz değil, CHP karşı, MHP’nin tabanının %60-70’inin karşı olduğunu gösteriyor tüm anketler. Farklı İslami çevreler karşı, Aleviler karşı, dini azınlıklar karşı. Bu şekliyle tek adam diktatörlüğüne hayır diyebileceğimize inanıyorum.

“Tek adamlık sevdası referandum daha olmadan Avrupa’daki Türkiyeli topluma zarar verdi”
Bu yanlış devlet politikası Avrupa’daki halkımızı da çok zor durumda bırakıyor, hem ırkçıların hem de bir çok devletin hedefi haline getiriyor. Bu şekilde davranan bir devlet göçmenlik sorunlarını da çözemez. Bu tek adamlık sevdası daha referandum olmadan Avrupa’daki Türkiyeli topluma zarar verdi. Bu ülkelerle diyalog halinde değilseniz nasıl yardımcı olabilirsiniz. Hükümetin politikası bir çok kurumu Avrupa’da hedef haline getirdi. Camiler hedef oldu. Diplomatik misyonların AKP’nin bir kurumu gibi çalışması, uluslar arası hukukta yasak olan şeyler. Ülkeler bunu kendi içişlerine müdahale olarak kabul ederler ve nitekim pek çok toplantı iptal edildi. Tabii bu bizim ülkeyi genel olarak küçük düşürücü şeylerdir. Bu sadece Ak Partiyi küçük düşüren şeyler değil Türkiye toplumu küçük düşürülüyor. Bundan dolayı bizim bir şekilde bu tek adam diktatörlüğünden kurtulmamız gerekiyor. Evet, anayasa değişmeli ama evrensel hukuka uygun, demokratik bir sistem olmalı. Dünyadaki farklı örnekler olabilir, başkanlık sitemi de olabilir, federal, yarı federal, yarı başkanlık sistemi, … herhangi bir başka sistem de olabilir ama en önemlisi parlamentosunun aktif olduğu bir sistem olmalı. Halkların seçtiği temsilcilerinin asıl kararı verdiği bir sistem olmalı. Erdoğan’ın söylediği gibi güçlerin birleştiği değil ama güçler dengesinin olduğu bir sistem olmalı.

05/04/2017, Serpil Aygün