binfikirlogo1

Sudanlı mülteciler federal hükümette kriz olmaya devam ediyor

Belçika Sudanlı mültecilere Göç Bakanı Theo Francken’ın yaklaşımı nedeniyle yeni yıla hükümetin düşme krizi ile girdi. Göç Bakanı Theo Francken (N-VA)’ın ülkesine geri gönderdiği Sudanlı mültecilerin bir kaçının Sudan’da işkence gördükleri iddiası üzerine, uluslar arası mülteci haklarını ihlal etmiş duruma düşerken, Başbakan Charles Michel, iddiaların araştırılacağını ve bu süre içinde hiçbir Sudanlı mültecinin ülkesine geri gönderilmesine izin verilmeyeceği açıklamasını yaptı. Ancak Göç Bakanı Theo Francken, Başbakan’ın açıklamasının gereksiz olduğunu, zaten Göç Bakanlığı olarak ocak ayı sonuna kadar herhangi bir geri gönderme planlanmadığı kaydetti. Ancak daha sonra Bakan Theo Francken’ın doğru söylemediğinin ortaya çıkmasıyla, muhalefet, Theo Francken istifasını istedi. Federal Hükümet ortakları ve bizzat Başbakan Charles Michel ile N-VA Başkanı Bart De Wever arasında da gerginliklere yol açan olay, araştırma sonuçlanıncaya kadar dondurulmuş görünse de yaklaşan yerel seçimler, Sudanlılar üzerinden politik oyunlara sahne olmaya devam ediyor.
İçişleri Bakanı Jan Jambon(N-VA) geçtiğimiz cuma günü Flaman Resmi Yayın Organı VRT’de De Afspraak programında yaptığı açıklamada, “ Sudanlıların araştırma sonuçlanıncaya kadar geri gönderilmeyeceği açıklamasından dolayı, Sudanlı mültecilerin daha çok Belçika’yı tercih ettiği ve Sudanlı mülteci sayısının ciddi oranda (yüzlerce ekstra Sudanlı) arttığını söyledi. Resmi rakamlar elinde olmayan İçişleri Bakanı Jambon, Brüksel Nord-Kuzey İstasyonu’nda mültecilere yemek dağıtımı esnasında elde edilen bilgilere göre konuştuğunu söylerken, muhalefet partisi Open VLD (Flaman Liberalleri)’nin Federal Parlamento Grup Başkanı Patrick Dewael, İçişleri Bakanı’nın sözlerini şüpheye düşüren açıklamalar da bulundu.

Open VLD Federal Parlamento Grup Başkanı Patrick Dewael, VRT’nin pazar günleri yayınlanan De Zevende Dag programında dün yaptığı açıklamada “İçişler Bakanı Nord istasyonunda yemek dağıtılanların çoğunun Sudanlı olduğunu nerden biliyor? Ülkemizde illegal olarak bulunan insanlara şu ya da bu yöntemle bir şekilde kimlik tespiti yapılıyor. Bu kimlik tespiti yapılmış mı?” diye sordu.
Dewael, göç politikasında zayıf olmamak gerektiği konusunda İçişleri Bakanı Jambon’un haklı olduğunu ancak göç politikasının da Avrupa Birliği ile anlaşma ve uyum içinde uygulanması gerektiğinin de altını çizdi.

Göç Bakanı Theo Francken’ın neden olduğu hükümet krizi ve istifa tartışmaları N-VA’nın yeni yıl resepsiyonunda da önemli bir tema oldu. N-VA Başkanı Bart De Wever’ın “ Theo Francken’a işinin gereklerini yerine getiriyor. Böyle devam et Theo” sözlerinin ardından salonu dolduran 5000 N-VA’lı Fancken’a “ böyle devam et Theo” tezahüratları yaptı. Belçika’dan geri gönderilen Sudanlıların Sudan’da işkence gördüklerinin ispatlanması halinde zor durumda kalacak olan Theo Francken ve N-VA, Federal Hükümet ortakları ve Başbakan Charles Michel ile bu konudaki iletişimlerinde sert ifadeler kullanmayı tercih ederek, Theo Francken’ı kolay kolay harcamayacakları mesajı veriyorlar. Ancak araştırma sonucunda Belçika’dan gönderilen Sudanlıların işkence gördüğü ispatlanırsa, Francken ve partisi N-VA’yı zorlayacak günler gelirken, Federal Hükümet de düşme tehlikesi ile karşı karşıya kalabilir.

Aralık sonunda başlayan ve hafif şiddette de olsa halen devam eden krizin tarihi süreci:

– 14 Eylül’de Göç Bakanı Theo Francken Brüksel Maximillian Park’tan 14, Nord-Kuzey istasyonundan 9 mülteciyi polis operasyonu ile temizledi. Bakan Francken’ın twitter üzerinden “temizlemek” olarak ifade etmesi, iktidar ortakları Open VLD ve CD&V tarafından eleştirildi.
– Eylül ayı ortalarında Maximillian parkta 193 mültecinin (henüz mülteci prosedürü başlamış) polis
operasyonu ile boşaltılması sonrası bu 193 kişinin 100’ünün Sudanlı olduğunu belirten Bakan Francken, Sudan’dan bir delegasyon çağırarak kimlik tespiti yaptırması daha da ciddi sorun teşkil etti. Uluslar arası dünya tarafından diktatörlükle yönetildiği kesinleşmiş olan Sudan yönetiminden aralarında, Sudan’dan kaçan bu göçmenlere işkence ettiği de düşünülen gizli servis elemanlarının bulunması, uluslar arası insan hakları örgütünü harekete geçirdi. İnsan hakları örgütlerinin yayınladığı işkence raporları ve bu işkencelerden sorumlu Sudanlı delegasyonun Belçika’ya getirilmesi muhalefette olduğu kadar iktidar ortağı CD&V’de de tepki ile karşılandı. Belçika’nın diktatör bir ülke ile bu tarz bir işbirliğine girmesi eleştirilirdi.

– Diğer taraftan Avrupa Birliği İnsan Hakları Anlaşmasının 3. maddesine göre “ülkesine geri gönderildiği zaman işkence görme ya da can güvenliği riski bulunan mülteciler geri gönderilemez” ilkesine ters düşen Sudanlı mültecilerin Belçika’dan ülkelerine geri gönderilmesi kararı tartışma yarattı. Ancak Bakan Francken, bu maddenin ancak “mültecinin kendi talebi üzerine araştırılacağını” savunmasına karşın, konunun uzmanları “mülteci talep etmese de, bulunduğu ülkede iltica talebinde bulunmasa da bu maddenin geçerli olduğunu kaydetti. Ülkesine geri gönderilen Sudanlılar, Belçika’da iltica talebinde bulunmayan İngiltere’ye iltica etmek isteyen Sudanlılardı. Francken’ın bu tavrı AB göçmen hakları anlaşmalarına da ters düşerken, hükümet ve muhalefette tartışmalar arttı.

-Aralık ayı sonunda, Tahrir Enstitüsü Belçika’dan gönderilen Sudanlıların döndüklerinde işkence gördüğünü bildirdi. Tahrir Enstitüsü, bunlardan 3’ünün şahitlik ettiğini ancak diğerlerinin can güvenliklerinden korktukları için şahitlik etmekten çekindikleri kaydetti. Ancak Belçika yabancılar Dairesi Tahrir Enstitüsü’nün taraflı olduğunu söyleyerek, iddiaları şüpheli duruma düşürdü. Ancak bu açıklamadan kısa bir süre Yabancılar dairesi Genel Komiserliği’nin 24 Ekim’de Yabancılar Dairesi’ne göçmenler ve vatansızların karşılaşacakları riskler hakkında bir nota gönderdiği ortaya çıktı. Bu notanın da genel bir nota olduğunu savunan Francken, Sudanlılara özel olmadığını söyledi.
-Belçika’dan gönderilen Sudanlıların ülkelerinde işkence gördükleri bilgisi Parlamentoda şok etkisi yaptı. Muhalefet partileri Başbakan Charles Michel’i soru yağmuruna tutarken, Başbakan Michel, işkence iddialarının araştırılacağını ve bu süre içinde Ocak 2018 sonuna kadar hiç bir şekilde Sudanlıların ülkelerine geri gönderilmeyeceğini söyledi. Bu sıcak gelişmeler içinde ateş altında kalan Bakan Theo Francken, VTM televizyonuna verdiği tepkide “ Başbakanın neden bu şekilde söylediğini anlamadığını çünkü zaten ocak ayı sonuna kadar herhangi bir geri gönderme planlanmadığını ifade etti. Fakat Bakan Francken’ın ocak ayında geri gönderme planlandığı halde bunu hem Başbakan’dan hem de kamuoyundan gizlediği ortaya çıktı. Bakan Francken’ın bu şekilde yalan söylemesi Francken üzerindeki baskıları daha da artırırken, muhalefet Francken istifasını istedi. Hükümet ortakları kamuoyu önünde açıkça ifade etmeseler de güven krizine girdi. Muhalefetin bastırması, N-VA’nın Başkan Bart De Wever aracılığıyla sert bir dil kullanarak Francken’ın hiçbir şekilde istifa etmeyeceği açıklamaları hükümetin düşeceği dedikodularını beraberinde getirdi. Sorun araştırma komisyonun raporuna kadar ertelenirken, yerel seçimlere 9 ay gibi kısa bir zaman kala hükümetin düşmesi Belçika’yı içinde bulunduğundan daha zor duruma sokacağı inancı koalisyon ortaklarının birleştiği nokta olarak görünüyor.

15/01/2018, Haber Merkezi